Girişimci olmak mı, yönetici olmak mı?.. |

Girişimci olmak mı, yönetici olmak mı?..

Girişimci olmak mı, yönetici olmak mı?..

by Admin Şubat 15, 2016

Üniversite sıralarında sormaya başlarız bu soruyu. Herkesin yapısına ve hayata bakış açısına göre değişir verilecek cevap. Hangisini seçerseniz seçin aşağıda söyleyeceklerim işinize yarayacaktır.

Yönetici olmak isteyenlere

Gelişen ve geliştiren bir markanın ekosistemine dahil olmak için yaşınız kaç geçmişiniz ne olursa olsun geç kalmış sayılmazsınız. Yeterki potansiyelinizi gösterin. Sahip olduğunuz potansiyeli getirisi çok yüksek maddi ve manevi kazançlara dönüştüren bir markaya dönüştürün.

Gelişigüzel değil, planlayarak ilerleyin. “İşte yuvarlanıyoruz gidiyoruz” deyimini bile kullanmayın. Yaşınız kaç olursa olsun iş ile ilgili bir beklentiniz varsa kendinize bir strateji ve bu stratejiyi gerçekleştirecek kısa vadeli hedefler ve bu hedefleri gerçekleştirecek günlük programlar belirleyin. Stratejiniz fark yaratsın ve zamanın ruhuna uyum sağlasın. 6 ay yada 1 yıl sonra gerçekleştiğinde maddi ve manevi bir değer ortaya koymalı ki hayal kırıklığı yaşamayın.

Şunu asla unutmayın her zaman en iyi bildiğiniz işe odaklanın ve var olanların en iyisi, en yenilikçi siz olun. Başarıya en hızlı götüren yollardan ilerleyin.

Eğer bu yolda kendinize bir değer katmanız gerekiyorsa maddi olarak miktarı ne olursa olsun kendinize mutlaka bu yatırımı yapın.

red_apple

Kendinizi bir sektörde herhangi bir pozisyonda konumlandırın. Ve sonra sektörünüzde fark yaratan olun. Değer yaratmaya odaklanın.

Paraya odaklanmayın; yapmak istediğiniz işte yeni fikirlere, iyi bir imaja ve itibara odaklanın. Yeterki her zaman ideale odaklanın. Markalaşın! Beraberinde zaten para gelecektir.

Hayatta network herşeydir. Özel hayatı da, iş hayatını da etkileyecek kadar önemli bir konudur (ayrı bir yazı da başlı başına ele alacağım). Başarıya hızlı ulaşmanızdaki en önemli unsurdur, emin olun. Bu yüzden size yararı olacak network yapacağınız ortamlara girin mutlaka.

Farkına varmadığınız ama zamanınızı çalan gereksiz uğraşları hayatınızdan çıkarın. Size ne iş yapıyorsunuz yada neyde iyisiniz dendiğinde örneğin pazarlamacıyım deyip mesainizin yarısını farklı şeyler yaparak geçiriyor iseniz siz pazarlamacı değilsiniz. Ne yapıyorsanız o’sunuzdur. Yani hangi üniversiteyi hangi bölümü bitirirseniz bitirin, hangi işle uğraşıyor hangi işe kafa patlatıyor ve hangi iş üzerinde uygulama yapıyor ve deneyim kazanıyorsanız o’sunuzdur.

Girişimci olmak isteyenlere

Etrafınıza bakın. İçinde yaşadığımız dünya artık bambaşka! İnsanlar başka, fırsatlar başka, işler başka, ilişkiler başka… Her gün yenilikçi düşüncelerle dolu bir iş fikri daha hayata geçiyor. Daha sanal, daha kolay ve daha evrensel. Sıfır iş deneyimine sahip olmanıza rağmen yenilikçi bir iş fikri bularak ve iyi bir ekiple, iyi uygulamalar geliştirerek ve yeterli finansman bularak hariika işler çıkarabilirsiniz. Dolayısıyla bugünün dünyasında fırsatları gören ve sürdürülebilir bir model kurarak kendi işinin patronu olmak hiç de zor değil. Elinizdeki değerleri gözden geçirin. Bulunduğumuz konum, networkümüz, yeteneklerimiz, deneyimlerimiz… Bu değerleri nasıl ve ne kadar kullanıyorsunuz? Geleneksel modellerin içinde kaybolan ve yapması gereken sıçramaları yapamayan kurumlardan, ortamlardan, patronlardan ve işlerden kurtulmanın vakti gelmiştir belki de.

Kendi işinizin patronu olma fikri çok cazip gelse de aslında maddi ve manevi olarak yıpratan iyi düşünülmesi gereken, gerekli koşulların oluştuğuna inanılıyorsa girilmesi gereken bir durumdur yoksa popüler bir trend olan girişimcilik furyasına kendinizi kaptırıp vakit, nakit ve sağlığınızı kaybedebilirsiniz.

Bu kararı almadan önce kendinize sormanız gereken şu: Kendi işimin patronu olmak için doğru zaman mı?  Eksikliklerim varsa bu eksiklikleri gidermek için ne yapmalıyım? Hadi şirketi kuralım yapacak birşey sonra buluruz düşüncesi babanız zenginse hayata geçirilecek bir düşüncedir. Olması gereken bir işe girip orada deneyim kazanıp, işi iyice öğrenip biraz portföy oluşturup öyle şirket kurmaktır. Risk alıp hiçbir bilgisi olmadığı bir işe para yatırıp giren sonra işte işi öğrenip alıp başını giden yok mudur, vardır (örneğin simit Sarayı kurucusu Haluk Okutur). Ancak Allah’ın yürü ya kulum demesi bu tür başarı hikayelerinde azımsanmayacak bir unsurdur. Sağlıklı olan (tek doğru yol demiyorum) bir işi öğrenip deneyim kazanıp biraz portföy oluşturduktan sonra sürdürülebilir bir model kafanızda kurduktan sonra şirket kurmaktır.

Herkes girişimci olmak zorunda değil. İşinizde iyiyseniz ve maddi manevi tatmin oluyorsanız en iyi şekilde yapmaya devam edin. Bulunduğunuz konumdan mutluysanız sorun yok. Mutluluk sahip olamadıklarınızın hayalini kurmaktan çok sahip olduklarınızla yetinmekle alakalıdır.

Fikrinize çok inanıyor yada girişimci olmayı kafanıza takmış ama elinizi kısıtlayan ve bocalama yaşadığınız noktalar var ise tek başınıza bir yükün altına girmek yerine mutlaka bir ortak bulun kendinize. Güvenilir, sabırlı, size inanan ve sizin eksiklikleriniz giderebilecek…

Marka yaratmanın irade, istikrar ve para gerektirdiğini iyi bilin.

İş hayatınızda başarılar…

Yasin NAR

Sosyal Medyada Paylaş

E-Posta Bülteni

Sitede çıkan son yazılardan haberdar olmak için e-mail adresinizi bırakın!

İlgili Makaleler

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. * ile işaretli alanlar zorunludur